Ana Sayfa / Oyun / Uyku Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey

Uyku Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey

Uyku Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şey

Uyku; hayatlarımızı, sağlığımızı, ruh halimizi hatta ömrümüzün uzunluğunu iyi mi etkiliyor? Dünyanın dört bir köşesinden gelen bilgiler ve araştırmalar ışığında uykuyu keşfetmeye ne dersiniz?

Uyku hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Uyku hayatlarımızı, sağlığımızı, ruh halimizi hatta ömrün uzunluğunu iyi mi etkiliyor? Uykuyla ilgili bilinmesi gerekenleri 10 maddede derledik.

1.SEKİZ SAAT UYUMANIZ GEREKİYOR

Çoğunlukla her gece sekiz saat uyku uyumamız icap ettiğini duyarız. İngiltere Ulusal Sıhhat Sistemi ve ABD Ulusal Uyku Vakfı da bunu tavsiye ediyor. Sadece bu tavsiye nereden geliyor? Dünya genelinde değişik gruplar üstünde meydana getirilen araştırmalar benzer bir sonuca ulaşıyor: azca uyuyanlar ve fazlaca uyuyanlar pek fazlaca hastalığa yakalanıyor ve ömürleri daha kısa oluyor.

Hastalıklara azca uyku mu niçin oluyor yoksa bu sağlıksız bir yaşamın emaresi mi hemen hemen bilinmiyor. Gecede altı saatten azca uyuyanlar ve günde dokuz ya da 10 saatten fazla uyuyanlar bu kategoride. Erişkinlik öncesinde evlatların gecede minimum 11 saat, yeni dünyaya gelen bebeklerin ise 18 saat uyuması gerekiyor. Erişkinlik çağındaki çocuklar ise gecede 10 saat uyumalı.

Dublin Trinity College Üniversitesinde deneysel beyin araştırmaları profesörü Shane O’Mara azca uykunun fena sağlığa işaret ettiğini söylemenin zor bulunduğunu sadece bunların birbirini beslediğini söylüyor. Mesela, zinde olmayan insanoğlu spor yapmıyor ve böylece fena uyuyorlar. Hemen sonra ise bitkin oldukları için spor yapmıyorlar. Bir dönem süresince gecede bir ya da iki saat uyuma olarak tanımlanan kronik uyku eksikliği bilim adamları tarafınca onlarca defa fena sıhhat koşullarıyla ilişkilendirildi.

2. YETERİNCE UYUMAZSANIZ VÜCUDUNUZDA NELER OLUYOR?

Uyku eksikliği pek fazlaca bozukluğun sebebi olarak gösteriliyor. Toplam beş milyon kişinin katılmış olduğu 153 araştırma, azca uykunun diyabet, yüksek gerilim, kalp hastalıkları ve obeziteyle bağlantılı bulunduğunu ortaya koydu.

Araştırmalara gore bir kaç gece bile uykusuz kalmak sıhhatli yetişkinleri prediyabetik duruma sokuyor. Orta dereceli uyku eksikliği bile bu kişilerin vücutlarının kan glükoz düzeyini denetim etmelerine zarar veriyor.

Ek olarak uyku eksikliğinde aşılar işe yaramıyor ve bu bağışıklık sistemimizi bastırarak bizi enfeksiyonlara daha açık hale getiriyor.

Bir araştırma yedi saatten daha azca uyuyan kişilerin yedi saatten fazla uyuyan kişilerden daha çok soğuk algınlığına yakalandığını ortaya koydu. Yeterince uyumayan insanların vücutlarında yüksek düzeyde açlık duygusuyla bağlantılı grelin hormonu salgılanıyor. Bu da aşırı kiloluluk riskine niçin olabiliyor. Uykusuzluğun beyin fonksiyonları hatta demansa neden olan sorunlarla bağlantılı olduğu düşünülüyor.

Prof. O’Mara gün içinde beyinde toksik çöp biriktiğini ve vücuttan bu atıkların uyurken atıldığını söylüyor. “Eğer yeterince uyumazsanız hafifçe bir beyin sarsıntısı haline girebilirsiniz.” diyor.

Oldukca uyumanın tesirleri ise pek bilinmiyor. Sadece yaşlılarda zihinsel gerilemenin de bulunmuş olduğu sıhhat problemlerine niçin olduğu biliniyor.

3. KENDİMİZİ ONARMAK İÇİN ÜÇ FARKLI UYKU TÜRÜNE İHTİYACIMIZ VAR

Uykuya daldıktan sonrasında her biri 60 ile 100 dakika devam eden uyku aşama döngülerine giriyoruz. Her evre, uyku sonrasında vücudumuzdaki süreçlerde değişik bir role işaret ediyor. Her döngünün ilk evresi uyku ile uyanıklık arasındaki uyuşukluk. Bu süreçte nefes alma yavaşlıyor, kaslar gevşiyor ve kalp atış hızı düşüyor.

İkinci evre birazcık daha derin bir uyku. Uyanık hissedebilirsiniz sadece pek fazlaca gece uykudasınızdır ve bunun bilincinde değilsinizdir.

Üçüncü evre ise derin uyku. Bu döngüde uyanmak fazlaca zor olsa gerek şundan dolayı vücudumuzdaki etkinlik en aza inmiştir.

İkinci ve üçüncü evreler beraber yavaş dalga uykusu olarak biliniyor ve bu sürede rüya görülmüyor.

Derin uykudan sonrasında ikinci evreye bir kaç dakika için geri dönüyoruz ve sonrasında REM olarak malum rüya uykusuna giriyoruz. Bu sırada rüya görüyoruz. Tüm bir uyku döngüsünde insan birden üçe kadar tüm evrelerden geçiyor sonrasında kısa süreliğine ikinci evrede kalıyor ve peşinden REM uykusuna dalıyor. Geç döngülerin daha uzun REM süreleri oluyor ve uykuyu kesmek REM’i etkiliyor.

4. UYKU DÜZENİ BOZULAN VARDİYALI İŞÇİLER DAHA SIK HASTA OLUYOR

Vardiyalı çalışmanın pek fazlaca sıhhat sorunuyla ilişkili olduğu söyleniyor. Araştırmacılar günün yanlış diliminde azca uyuyan vardiyalı işçilerin diyabet ve aşırı kiloluluk risklerini arttırdıklarını ortaya koydu.

İngiltere’deki araştırmalar, vardiyalı işçilerin sağlıkları hakkında “orta ya da fena” tanımını kullandığını açığa çıkardı. Bu gruptaki insanoğlu vardiyalı çalışmayan insanlara kıyasla uzun soluklu hastalıklara yakalanma riskine haiz.

Ulusal İstatistik Bürosu’nun verileri gore vardiyalı çalışanlar daha çok sıhhat raporu alıyor.

5. PEK ÇOĞUMUZ HİÇ OLMADIĞI KADAR UYKU EKSİKLİĞİ ÇEKİYORUZ

Medya haberlerine bakarsak uykusuzluk salgınına yakalanmışız şeklinde görünüyor Fakat hakikaten de eskiye kıyasla daha mı uykususuz?

15 ülkenin verilerinin incelenmiş olduğu bir araştırma bizlere karışık bir tablo sunuyor. Altı ülkede uyku süresinin azaldığı, yedi ülkede arttığı ve iki ülkede de karışık sonuçlar çıkmış olduğu görülüyor. Pek fazlaca kanıt bizlere uyku miktarının bir kaç dönem süresince pek de değişmediğini söylüyor. Sadece insanlara ne kadar uykusuz olduklarını sorarsanız daha değişik bir tablo ortaya çıkıyor.

Peki niçin pek fazlaca insan bitkin bulunduğunu söylüyor? Bu problem belli gruplara odaklandığından nüfusun genelindeki eğilimi görmemizi engelliyor olabilir.

Uyku sorunları yaş ve cinsiyetle farklılık gösterebiliyor. İki bin erişkin İngiliz üstünde meydana getirilen bir araştırma bayanların her yaşta erkeklere kıyasla uyumakta daha zorlandıklarını öne sürdü. Erişkinlik çağındaysa bu oran eşitleniyor. Sadece hanımefendiler çocuk sahibi olmaya başlayınca ve emek harcama yaşamı da buna eklenince erkeklere kıyasla daha çok uykusuzluk çekiyor. Ömrün sonlarına doğru bu fark kapanıyor.

Surrey Üniversitesi uyku araştırma merkezinden Profesör Derk-Jan Dijk geç saatlere kadar uyanık kalmanın ve toplumsal faaliyetlere katılmanın bazılarının aynı uzunlukta uyusalar dahi daha azca dinlendirilmiş olduğu anlamına geldiğini söylüyor. Bazıları ise hafta içinde daha azca uyuyor ve uykularını haftasonu yakalamaya çalışıyor. Sadece averaj artsa da bu kişiler uyku eksikliği yaşıyor. Prof. Dijk’e gore erişkinlik çağındaki çocuklarda uyku eksikliği riski büyük.

6. UYKU DÜZENİMİZ HER ZAMAN BÖYLE DEĞİLDİ

Gecede bir tek dört saat uykuyla yetindiğini söyleyen eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher gibiler hariç insanoğlu genel anlamda gece yedi, sekiz saat uyuyor. ABD’de Virginia Tech Üniversitesinden Roger Ekirch’e gore, bu seviye devamlı bu şekilde değildi. Ekirch’in 2001 senesinde yayımladığı 16 senelik bir araştırmanın sonucuna gore yüz yıl ilkin dünyanın pek fazlaca yerinde insanların uykusu iki büyük bölüme bölünmüştü.

Ekirch’in günlükler, mahkeme kayıtları ve yazınsal eserlerden elde etmiş olduğu iki bin sayfalık belgelere gore insanoğlu güneş battıktan kısa bir süre sonrasında ilk uykularını uyuyorlar, iki saat uyanık kaldıktan sonrasında ikinci uykularına başlıyorlardı. Ekirch buna dayanarak vücudun naturel olarak bölünmüş uykuyu tercih ettiğine kanaat getirdi.

Öteki bilim adamları buna katılmıyor. Başka araştırmacılar avcı-toplayıcı topluluklarda elektrik olmamasına rağmen insanların tek blok halinde uyuduklarını buldu. Bu da iki parçalı uyumanın insanoğlunun naturel özelliği olmadığını gösteriyor.

Dr. Ekirch’e gore iki parçalıdan tek parçalı uykuya geçilmesinin ardında 19. yüzyılda evlere elektriğin gelmesiyle uyku saatlerinin ertelenmesi, suni ışığın insanoğlunun vücut saatini değiştirmesi ve sanayi devriminin üretkenlik ve verimliliğe büyük ehemmiyet vermesi yatıyordu.

7. TELEFONLAR ERGENLERİ UYANIK TUTUYOR

Uyku uzmanları erişkinlik çağındaki gençlerin gecede minimum 10 saat uyuması icap ettiğini sadece sıhhat verilerine gore bunun yarısının bile bu kadar uyumadığını ortaya koyuyor. Dinlenme odaları olması ihtiyaç duyulan sadece diz üstü bilgisayarlar, cep telefonları şeklinde pek fazlaca cihazla dolan yatak odalarında gençlerin uyuması zorlaşıyor. Asla olmadığı kadar eğlence türüne haiz olduğumuz bir dönemde uyanık kalmanın cazibesi büyük. Elektronik cihazlardan yayılan mavi ışık uykumuzu kaçırıyor. Arkadaşlarımızla konuşmak ya da tv seyretmek gevşemek yerine beynimizi uyarıyor.

Uzmanlar yatmadan 90 dakika ilkin cep telefonları bırakarak “dijital detoks” yapmayı tavsiye ediyor.

8. UYKU BOZUKLUKLARI TESTLERİNDE ARTIŞ

Daha çok insan doktorlara uyku sorunları şikayetiyle gidiyor. İngiltere Sıhhat Servisinin verilerini inceleyen BBC son on yılda her yıl uyku bozukluğu testlerinin sayısında artış bulunduğunu görmüş oldu. Guy’s ve St Thomas Hastanesi uyku bozukluğu merkezinden Dr. Guy Leschziner bunu aşırı kiloluluk artışına bağlıyor. Leschziner en yaygın şikayetin insanların uykularındayken nefes almalarının durduğu, tıkayıcı uyku apnesi bulunduğunu ve bunun da ağırlığa bağlı bulunduğunu söylemiş oldu. Uykusuzluk için uyku hapları değil bilişsel davranışçı tedavi tavsiye ediliyor.

9. DİĞER ÜLKELERDE DURUM NASIL?

Bir araştırma endüstriyelleşmiş 20 ülkedeki uyku alışkanlıklarını inceledi. İnsanların uyudukları ve uyandıkları saatler içinde en fazla bir saatlik bir fark görüldü sadece ülkeler içinde uyku süresi genel olarak benzerdi. Genel olarak eğer bir nüfus yatağa geç gidiyorsa daha geç uyanıyor. Araştırmacılar çalışılan saatler, okul zamanı, boş zamanlardaki alışkanlıkların ışık ve karanlığın naturel döngüsünden fazlaca daha mühim bir rol oynadığına kanaat getirdi.

Işık süresinin her gün bir yıl süresince sıfırdan 24 saate kadar değişmiş olduğu Norveç’te, uyku süresi yıl süresince yalnızca otuz dakika değişim gösteriyor.

İngiltere şeklinde alacakaranlık ve şafak saatlerinin mevsimlerle değişmiş olduğu ya da ekvator çizgisine yakın ülkelerde bu saatlerin pek bir değişikliğe niçin olmadığı yerlerde, uyku süresi yıl süresince pek değişmiyor.

Peki suni ışığın tesirleri neler? Tanzanya, Nabimya ve Bolivya’da elektriğe erişimi olmayan üç topluluk incelendiğinde averaj uyku süresinin endüstriyel ülkelerde olduğu şeklinde 7.7 saat olduğu görüldü.

Uyku süresi dünya genelinde benzerlik gösteriyor. Yatağa gittiğimiz ve kalktığımız saatlerde hafifçe farklılıklar var. Araştırmaların bir çok suni ışığın uyku saatini geciktirdiğini sadece uyku süresini azaltmadığını gösteriyor.

10. ERKENCİLER VE GECE KUŞLARI

Devamlı sabahçı ve akşamcı insanoğlu oldu. Bunu destekleyecek genetik izlere bile sahibiz. Suni ışığın yaşamımıza girişiyle gece uyanık kalmayı seven insanoğlu bundan bilhassa etkilenmiş görünüyor. Eğer gece kuşuysanız suni ışık sizin daha çok uyanık kalmanıza niçin olabilir. İnsanların yüzde 30’u sabahçılar, yüzde 30’u akşamcılar geriye kalan yüzde 40’ı ise ortada bir yerlerde. Gene de insanların geneli erken kalkmayı gece geç yatmaya tercih ediyor.

Buna rağmen vücut saatlerimiz üstünde birazcık denetim kabiliyetimiz var. Organik olarak yatağa geç gidenler akşamları daha azca ışığa maruz kalmış olarak gündüzleri naturel ışıktan daha çok yararlanabilir. Bir grup araştırmacı, gönüllü denekleri Colorado’da kamp halletmeye götürerek suni ışık bulunmayan bir ortamda 48 saat içinde vücut saatlerini iki saat öne almayı başardı. Bizi uykuya hazırlayan melatonin hormonu deneklerde daha erken yükselmeye başladı ve böylece güneş batımına daha yakın saatlerde uykuya hazır hale geldiler.

 

OKUDUYSANIZ yada IZLEDIYSENIZ PAYLAŞIN LÜTFEN HERKES OKUSUN

Bu habere de bakabilirisiniz

Eşini Öpmek İsteyen Kocaya Şok!

Çin'de kocasının öpme isteğine beklenmedik tepki veren kadın sosyal medyada olay oldu. Kadın, öpmek için yaklaşan kocasını iterek rezil etti. Adam ne yapacağını bilemedi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir